Pazartesi Diyete Başlama!
Güzel bir haftasonu geçirdiniz. Yapılan uzun kahvaltılar, arkadaşlarla kahve sohbetleri yanında yenilen tatlılar ve Cuma gecesinden başlayan eğlenceye eşlik eden alkol tüketimi sonrasında Pazartesi gününe geldik. Şimdi bugün nasıl sendrom olmasın? Taytını giy, makyajsız, saça bir toka tak çık günü bitti hanımlar. Elbiseler, o ince çoraplar, topuklu ayakkabılar daha bunun gömleği pantalonu var; takısı tokası, makyajı, dip boyası, fönü derken geldi mi sendrom.
Modern toplumun yüksek performansta çalışan insanlarının Pazar gününün son saatleri başlayan bu durumu, yeni haftanın yoğun temposu, çalışma hayatı, trafik, stres, sinir ve yorgunluk gibi birçok şeyi akıllara getirir.
Bitmeyen ‘to do list’
Pazartesi günü, biriken mailler, yapılacak işler, aranması gerekenler, ödenecek faturalar ile güne başlıyoruz. Dahası birçok önemli kararı vermeyi bugüne bırakıyoruz!
-pazartesi sigarayı bırakıyorum(nikotin bandım nerde?)
-pazartesi spora başlıyorum(işten yorgun çıktım
, gitmesem mi?)
-pazartesi şirkete yemek paketi gelecek (aç kalacağım kesin)
-pazartesi patronla konuşacağım (hani terfi?)
-pazartesi çocuğun veli toplantısı(ödevleri yapmıyor muymuş)
-pazartesi genel toplantılar (business)
-pazartesi babayı hastaneye götüreceğim(ilacı bitmiş)
-pazartesi tesisatçı gelecek(kombi bozuldu,lavabo su damlatıyor,mutfak prizi çalışmıyor vs.)
Daha neler neler.. Haftaya bir hayli yüklü başladık mı?! Sanki pazartesini atlatsak tüm hafta rahatız gibi hissediyoruz bazen. Sen bir güne yükle bu yapacaklarını sonra hangisinin stresini hangisine yıksam diye uğraş dur.
“Pazartesi Diyete Başlıyorum”
Peki bu koşullarda yapılması gerekenler listemize “saat saat yenilecekler-yasaklar-azaltılması gerekenler” de eklendiğinde, ilk bu ‘diyet listesinden’ vazgeçmemiz en kolayı olmaz mı? O zaman neden hırpalıyoruz kendimizi illa pazartesi diyete başlanacak diye?
Pazar günü pankekin üstüne çikolatayı, maple şurubu-az kalorisiz ya hani- sürüp yerken; ağzındaki lokma bitmeden ‘Pazartesi DİYETE başlıyorum’ diyorsun.. Ee arkadaşım dün gece içtigin kokteyler daha midedeyken bal kaymak gömüp, akşam cıtır mantıcı planı yapıyorsun sonra yıkıyorsun bütün işi diyet listesine ve pazartesiye yıkıyorsun.
Hedefler Belirle
Diyete başladığınız ilk günlerde genelde motivasyonunuz yüksek olur. 3-4 günün nasıl geçtiğini anlamazsınız. Kararlısındır; katılacağın davet, yeni proje için fotoğraf çekimi, kuzen düğünü, erkek arkadaşının ailesiyle tanışma, arkadaşlarla yapılacak mavi tur, mezuniyet balosu gibi hedefler vardır.. Ancak ilk günler sonrası yeni yemek sistemine ters düşen alışkanlıklar ortaya çıkmaya başlar. Rutin yaşam tarzınızla çatışmaya başlarsınız. Pazartesi başlanan diyet sonrasında bu bıkkınlık haftasonu arifesinde -sosyal çevreninde etkisi ile- liste dışında yemekler tercih edilmeye başlar, motivasyon düşer ve planlar, diyeti bir sonraki Pazartesiye ötelenerek devam eder.
Uzmanlar diyete başlama konusunda farklı yorumlar yapmış; kimi Perşembe diyor kimi Pazartesiyi atlat Salı güzeldir diyor, kimi hafta ortası diyet günü olmalı diyor.
Diyete Başlama Günü: ÇARŞAMBA
Gelin biz Çarşamba diyete başlayalım 🙂
Yapılacak işlerin azaldığı, stressiz sıkıntısız, henüz üzerine hiç bir şey yüklenmemiş gün. Zaten Çarşamba etkinlik bile olmaz. Ardından perşembe geliyor. O gün #tbt yaptım ‘kara kışta denizaltı ya da plazaya tıkılmış iş yaparken Afrıka’da 8 yıl önce yaptıgın safari’ fotografını koydum derken gün bitti. Cuma haftanın sonu iş bitiyor, heyecanlı kıpır kıpır ruhlar. Baktın diyet güzel devam etti; AAA aksam bir arkadaşın dogum günü var. Daha üçüncü gününde pasta yemezsin çünkü hedeflerin var. Geçti mi o gun eglence, muhabbet sohbet ile.
Geldik zorlu haftasonuna!
Hareketli olacağın bir haftasonu planla. Yemeli içmeli etkinlikten daha çok
, sergileri gez, fotoğraf çekmeye git hatta hava güzelse bisiklet turu ya da Belgrat Ormanında güzel bir yürüyüş yap; iyice temizle zihnini bedenini..
Dostlar ilk haftasonunu kazasız atlattıysanız olmuşsunuzdur. Nice pazartesileri gelsin sendromlar binsin üzerimize, yıldıramaz bizi. Haftasonu başarılı geçtiyse diyet senindir. Yoksa zaten senin hiç olmamıştır 🙂
Karar Ver, Uygula!
Aslında diyet yapmaya karar verdiğiniz gün, sizin kendinizi iyi hissettiğiniz gün olmalı. Pazartesi dışında herhangi bir günü şeçebilirsiniz. Eğer diyet konusunda hazırlıklı değilseniz, yeni beslenme sistemi size yük hatta yasaklarla dolu kısıtlayıcı bir iş olarak görünecek ve gün farketmeksizin o listeler bir kenara atılacak ve uygulanmayacaktır..
Bu Çarşamba kendinize bir iyilik yapın; sağlığınız için iyi yaşama adım atın!
- Published in Blog
Obezite cerrahisinde diyetisyen ve psikolog takibi
Fazla kilolarından ve başta diyabet olmak üzere yandaş hastalıklarından kurtulmak için bariatrik cerrahiyi tercih eden hastalarda, başarının temel şartlarından biri sağlıklı bir beslenme ve yaşam tarzının kalıcı hale getirilmesi. Beslenme değişikliklerinin yaşam tarzına dönüşmediği, yani gerekli davranışsal düzenlemelerin yaşamın içine katılamadığı durumlarda sonuçlar daha etkisiz kalıyor.
Diyetisyen ve psikolog takiplerinin ilk aşaması, uzun dönem başarının önüne çıkabilecek engellerin tanımlanmasıyla başlıyor. Özellikle yeme davranış bozukluğu varlığının (tıkanırcasına yemek yemek yani binge eating
, gece yemek yeme sendromu, sık sık atıştırma yani grazing, yemek yeme kontrolünün kaybedilmesi yani kompulsif yeme) bu iki uzman tarafından değerlendirilmesi, hastanın ‘uzun süreli (geri dönüşsüz)’ başarı sağlamasında büyük rol oynuyor.
Aşırı yemek yemenin ve bunu kontrol edememenin altında çeşitli psikolojik süreçler olduğu uzun süredir biliniyor. Acaba ne oluyor da obez bireyler aşırı kilo alımlarına ve bedenlerindeki memnuniyetsizliklerine ya da ameliyat sonrası yaşamsal tehditlerine rağmen özellikle stresli oldukları durumlarda yeme davranışa yöneliyorlar? İşte bu sorunun psikolojik değerlendirmeler ışığında açığa çıkarılması
, kilo verme sürecini daha da hızlandırıyor.
Bunun yanı sıra diyetisyen ile yaptığı görüşmeler sırasında belirgin yiyecekleri yeme konusundaki reddi, listeye uyum sorunları ve kilo kontrolü konusunda takıntılı hale gelme gibi durumların psikolog ile beraber değerlendirilmesi tedavinin devamlılığı ve kişinin memnuniyeti açısından oldukça önemli.
782 hasta üzerinde yapılan 5 yıllık takip araştırmasında; operasyon sonrasında 18. aya kadar hastaların BKI’leri düşmekte.Ancak 2 yıldan itibaren yaklaşık % 50’sinde geri kilo alımı mevcut. İdeal kilosuna ulaşmış kişilerde, 5. yılın sonunda %8’lik kilo artışı gözlenmekte. Süper obez kişilerde ise geri kilo alımları ciddi oranda; 2. yılda %18,8! Bu araştırmadaki hastaların %60’ı diyet tedavisi ve takibi almamış, %80 ‘i psikiyatri kontrolüne gitmemiş olduğu bildirilmiştir. Bu bağlamda, obezite cerrahisine ihtiyaç duyan ya da cerrahi girişim olmuş hastaların, uzun dönem başarılı sonuçlar elde edebilmek için; hastalara, diyet ve yaşam tarzı değişikliklerine bir ömür boyu bağlı olması gerekliliği vurgulanmalı. Obezite cerrahisi öncesi ve sonrası bakımın karmaşıklığı göz önüne alındığında, ‘Bariatrik Cerrahi’ üzerinde NIH (Ulusal Sağlık Enstitüsü) Fikir Birliği Raporu ‘takım yaklaşımını‘ savunmaktadır. Diyetisyen ve psikolog bir bariatrik cerrahi ekibinin ayrılmaz iki üyesidir.
Dyt.Serap Akyol
Psk.Duygu Kuzu Taşcı
- Published in Blog
Obezite cerrahisi geçirmiş hastaların oruç durumu
Bariatrik cerrahisi geçirmiş kişilerin oruç tutmalarına en büyük engel; uzun süren açlık ve susuzluk. Yaz aylarında bu sürecin 17-18 saati buluyor olması, obezite cerrahisi hastalarında ciddi açlık ve susuzluk yaşamalarına buna bağlı olarak makro ve mikro besin öğelerinin alımını yeterli yapamamasına sebep olacaktır.
Obezite cerrahisi yöntemlerinin bir çoğu, katı ve sıvı alımında önemli miktarda sınırlanmaktadır. Bu yüzden cerrahi uygulanmış kişilerin sık sık sıvı ve katı alımı yapıp günlük yeterli besin alımına ulaşması gerekmektedir. Uzun yaz günlerinde oruç tutarken normal bireyler bile dehidratasyonla (sıvı kaybı) karşı karşıya kalırken obezite cerrahisi hastaları iftar ile sahur arasında yeterli sıvıyı alamayacakları için daha ciddi sağlık sorunlarla karşı karşıya kalacaklardır.
İftarda Fazla Gıda Alımı Kusmalara Neden Olur
Uzun suren açlık sonrasında artan iştah ile birlikte büyük miktarda katı ve sıvı gıdaların kısa sürede alınmasıyla beraber hazımsızlık ve distansiyon oluşacaktır. Fazla gıda alımı ve katı gıdalarla beraber sıvı alımının yapılması kusmaya yol açabilir. Kusma da dehidratasyonun artmasına ve besin öğesi alımlarında yetersizliği sebep olacaktır. Ayrıca ramazan sofralarının bereketli oluşu, fazla yağlı yemeklerin ve şerbetli tatlıların tüketiminin artması uzun süreli açlıktan sonra dumping sendromu yaşanmasına neden olabilir.
Yeterli ve Dengeli Beslenme İçin Zaman Yeterli Değil!
iftar sonrasındaki sürecin belli bir kısmı uykuda geçerken geri kalan 3-4 saatlik yemek yenilebilecek zaman dilimi, obezite cerrahisi olmuş hastaların, katı-sıvı alımı yapabilmelerine için yeterli bir süre değildir. Tek seferde alabilecekleri gıdaların kısıtlı olması ve katı-sıvı gıdaları birarada alamadıkları için gün içinde alması gereken gıdaların bir çoğu karşılanamayacak ve ciddi sıvı yetersizliği gözlenecektir.
Oruç Tutmamayı Mubah Kılan Mazeretler
Oruç tutmamaya ya da oruç bozmayı gerektiren mazeretler vardır. Hastalık durumu
, yolculuk halinde olma(seferi), gebelik ya da emzirme durumunun devam etmesi, yaşlılık ve gelişim çağında küçük yaştaki çocuklar, sağlığınızı bozacak aşırılıkta acıkma ya da susama hali ve ağır işlerde çalışıyor olmak oruç tutmamayı uygun kılar.
Obezite bir hastalıktır!
Hastalık, oruç tutmamayı veya tutulan orucu bozmayı gerektiren mazeretlerden biridir. Kişinin oruç tutması halinde hastalığının artmasına ya da iyileşmesinin gecikmesine yol açacak bir durum mevcut ise oruç tutması uygun değildir.
Sonuç olarak;
Bu alanda yapılmış bir bilimsel çalışma olmamakla beraber, gözlemlerimiz ve klinik deneyimlerimize göre; kilo kaybının devam ettiği özellikle ilk 1 yıl oruç tutmayı kesinlikle önermiyoruz. Geçmişte diyabet öyküsü olan kişilerde bu süreç biraz daha uzun tutulmalı. Operasyon tarihinden 12-18 ay sonra hedef kilolarına ulaşmış ya da yaklaşmış hastalar, su ve gıda alımı miktar olarak yeterli ise çok dikkatli olmak kaydı ile oruç tutabilirler.
Hayırlı Ramazanlar…
Bariatrik Diyetisyen Serap Akyol
- Published in Blog




